Mide kanseri

Mide kanseri ülkemizde, en sık görülen ikinci kanser türü. Oysa ABD’de ilk ona bile giremiyor. Bu farklılığa, neredeyse tüm gelişmiş toplumlarla gelişmemiş toplumlar arasında rastlamak mümkün. Nedeni ise, H. Pylori (Helicobacter Pylori) isimli bir bakteri.

  • Nedir?
  • Belitileri neler?
  • Mide kanseri nasıl ortaya çıkıyor? Aile öyküsü önemli mi?
  • Tanı yöntemleri neler?
  • Nasıl tedavi ediliyor?
  • Mide kanseri oluşumunda diğer etkenler
  • Helicobacter Pylori mide kanserine nasıl yol açıyor?

Ülkemizde mide kanseri sıklığı 1999 yılı için kadınlarda meme kanserinden sonra, erkeklerde ise akciğer kanserinden sonra ikinci sırada yer alıyor. ABD’de ise Ulusal Sağlık Enstitüsü 2005 yılı istatistik verilerine göre, mide kanseri en sık gözlenen kanser türleri içinde ilk 10’a bile giremiyor. Bu farklılığa, tüm gelişmiş batı toplumları ile gelişmekte olan ülkeler arasında rastlamak mümkün. Açıklaması ise toplumdaki Helicobacter pylori sıklığı ile yapılıyor. H. Pylori, mide mukozasının komşuluğunda yaşayan ve ağız yoluyla bulaşan bir bakteri. Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization-WHO) tarafından yayınlanan listede H. pylori 1. derecede karsinojenler (kansere neden olan) arasında sayılıyor. Ancak H. pylori’nin eradike edilmesinin (antibiyotiklerle ortadan kaldırılması) mide kanserini tamamen önleyeceği konusunda kuşkular var. H. pylori midenin habis hastalıkları arasında sayılabilecek lenfomaya da öncülük ediyor.

Mide kanseri genellikle sinsi ilerleyen ve belirtilerini verdiğinde çoğunlukla ileri evrede tanısı koyulan bir hastalık. Diğer taraftan ise belirti verse dahi, yakınmalar pek çok diğer hastalıkta da görülebileceğinden, hastalar ya da hekimler tarafından göz ardı edilebiliyor.

Sık görülen yakınma ve bulgular şunlar; mide kanserinde kilo kaybı (% 60), karın ağrısı (% 50), bulantı-kusma (% 35), iştahsızlık (% 30), yutma güçlüğü (% 25), kanama (% 20), erken doyma (% 15), ülseri andıran ağrı (% 15). İleri evre mide kanserli hastaların % 5’inde hiçbir yakınma olmuyor.

Mide kanseri oluşumunda genetik özelliklerin yanı sıra çevresel etkenler ve kanser gelişimini kolaylaştırıcı bazı öncü hastalıklar rol oynuyor. Genel olarak mide kanserlerinin tesadüfen ortaya çıktığı, ancak yüzde 10’unun ailesel geçiş gösterdiği kabul ediliyor. Birinci derece akrabalarında (anne-baba-kardeşler) mide kanseri bulunan kişilerin mide kanserine yakalanma olasılıkları, normal topluma göre 2-3 kat fazla. Bazı ailelerde mide kanserine yakalanma olasılığının yüksek olduğunu gösteren en bilinen örnek, Bonaparte ailesi. Fransız Generali ve devlet adamı Napoleon Bonaparte’nin kendisi, babası ve büyük babası mide kanserinden hayatlarını kaybetmişlerdir. Ancak bir mide kanserinin gerçekten ailevi genetik geçişli (kalıtsal) olduğunun kabul edilmesi için başlıca üç koşul aranıyor:


1. Aynı aile içinde en az 3 mide kanseri vakası görülmeli, bunlardan en az 2’si birinci derece akraba olmalı.


2. Birbirini izleyen en az iki kuşak etkilenmeli.


3. Kansere yakalanan hastalardan en az biri 50 yaş altında olmalı.

Mide kanseri çoğunlukla hazımsızlık diye tanımlanan şikayetlerle ortaya çıkıyor. Bu nedenle uzunca bir süre hasta tarafından ihmal edilebiliyor. Hasta yakınmalarını erken dönemde hekime aktarsa dahi, bazı durumlarda hastaya öncelikle gastrit ya da ülser tedavisinde kullanılan ilaçlar verildiğinden erken dönemde yapılacak tedaviler ertelenmiş oluyor. Oysa erken dönemde yapılan müdahale tedavide başarılı sonuçlar alınmasını sağlıyor. Bu nedenlerle yukarıda ifade edilen belirti ve bulgular varsa, hastaya mutlaka gastroskopi yapılarak mide kanseri olasılığının araştırılmasında yarar var. Mide kanserinin tanısında en etkili yöntem gastroskopi ve inceleme sırasında alınacak biyopsidir.

Mide kanserinin etkili ve kalıcı tedavisi ameliyattır. Kanserin erken evrelerinde yapılan ameliyatlar, hastanın sağ kalım oranını arttırıyor. Ancak geç evrede saptanan hastaların ameliyatları sonrasında uzun süreli yaşayanların oranı azalıyor. Mide kanserinin toplumda yaygın bir şeklide görüldüğü Uzak Doğu ülkelerinde (Japonya, Çin, Tayvan, Güney Kore gibi) mide kanserini erken evrede saptama ve tedavi etme yönünde önemli başarılar sağlanmıştır. Endoskopi incelemelerinin tarama testi biçiminde uygulandığı Japonya’da, erken evre mide kanseri saptanması oranı yüzde 70’lerin üstündedir. Ancak ülkemizin de içinde yer aldığı Batı toplumlarında bu oran yüzde 20’nin altında. Türkiye’de yapılan bir araştırmada ameliyat edilen hastalar arasında erken mide kanserlerinin oranı yüzde 4 civarındadır. Bu ciddi farklılık, hastaların tedavi sonrası yaşam oranlarına da yansıyor.
Mide kanserinde radyoterapi ve kemoterapinin yeri çok sınırlı. Genellikle ameliyat öncesinde ya da sonrasında uygulanıyor. Cerrahi tedaviden yarar göremeyecek bazı hastalarda ise palyatif amaçlarla radyoterapi ve/veya kemoterapi yapılıyor.

Mide kanseri oluşumunda; H. pylori, kalıtsal özellikler, beslenme gibi etkenlerin yanı sıra farklı nedenler de koruyucu ya da kolaylaştırıcı rol oynuyor.

• Bazı meslek gruplarında mide kanseri görülme sıklığı, daha yüksek olabiliyor. Kömür madeni işçilerinde, kauçuk ve asbestle çalışanlarda, lastik ve petrokimya üretiminde çalışanlarda, balıkçılıkla uğraşanlarda, mide kanseri riski genel topluma oranla biraz daha yüksek.

• Selim bir mide hastalığı nedeniyle ameliyat edilmiş ve midesi normalin üzerinde safra ve pankreas salgısına maruz kalan hastalarda yıllar içinde mide kanseri gelişmesi olasılığı artıyor.

• İlk ameliyattan 25 yıl sonra mide kanseri riski, normal topluma göre 3 kat fazla.

• Genç yaşta sigara kullanımına başlayanlarda ve ağır içicilerde mide kanseri riski 2 kat artış gösteriyor. Mide kanseri ile alkol tüketimi arasında doğrudan bir ilişki yok. Ancak düzenli aspirin kullanımının ise mide kanserine karşı koruyucu etki gösterdiği ortaya konulmuştur.

 

Koruyucu etkenler
• Taze sebze ve meyveler • Antioksidanlar (C vitamini, beta-karoten alfa tokoferol, selenyum) • Yeşil-siyah çay (polifenoller) • Fermente olmayan soya • Taze balık


Zararlı etkenler
• Tuz • Nitratlar (gıda koruyucu katkılar, içme suları) • Nitritler, nitrozaminler • Fermente soya • Yüksek ısıda pişirilmiş etler • Küflenmiş tahıllar, tohumlar, çekirdek tohumları (aflatoksin) • Yağda kızartılmış gıdalar, aşırı kırmızı et tüketimi

H. pylori’ye bağlı olarak gelişen gastritin ileri aşamada mide kanserine dönüşmesi bilinen bir süreç. Şekilde H. pylori enfeksiyonlarının doğal seyri görülüyor. Ancak tüm gastritli hastaların çok küçük bir bölümünde (yüzde 1’inden azı) mide kanseri gelişiyor. Bu durum; bakteriye özgü özellikler, bakteri ile bulaşmış konağın kendini koruma gücü ve konağı etkileyen çok farklı dış etkenler ile açıklanmaya çalışılıyor.

 

 

 

 

 

 

 

Erken Tanı Kansere Yaklaşım Tedavi Yöntemleri İleri Teknoloji Kanser Türleri ve Tedavi Yöntemleri Genel Bilgiler