Meme kanseri

Meme kanserinin görülme oranı artıyor. Gelişmiş batı ülkelerinde 50 yıl önce her 20 kadından birinde saptanan meme kanseri, günümüzde her 8 kadından birine düşmüş durumda. Ülkemizde ise bu oran, 12 kadından biri.

  • Nedir?
  • Belitileri neler?
  • Risk faktörleri neler?
  • Tanı yöntemleri neler?
  • Sık kullanılan görüntüleme yöntemleri
  • Cerrahi tedavi nasıl uygulanıyor?
  • Meme koruyucu cerrahi işlem kimler için uygun?
  • Lenf bezleri korunuyor
  • Memenin tümü alınmıyor

Meme kanseri, meme dokusunu oluşturan hücre gruplarından birinin değişime uğraması ve kontrolsüz olarak çoğalması nedeniyle oluşan tümör sonucu ortaya çıkan bir hastalık. Kanserli doku, önce yakın çevresine sonra, memeye yakın lenf bezlerine yayılıyor. Zamanında tanı konulup tedavi edilmeyen hastalarda kanser diğer organlara yayılarak tedavisi olanaksız evreye geçiyor.

Hastalığın gerçek nedeni henüz, net olarak bilinmiyor. Meme kanseri tespit edilen kadınların üçte ikisi, bilinen risk faktörlerinin hiçbirini taşımadıkları halde bu hastalığa yakalanıyor.
Son 50 yılda dünyada meme kanserinin görülme sıklığı iki mislinden fazla arttı. Sosyo-ekonomik açıdan gelişmiş batı ülkelerinde 50 yıl önce her 20 kadından birinde görülmekteyken günümüzde her 8 kadından biri bu hastalığa yakalanıyor. Ülkemizde de gelişmiş batı ülkelerinde olduğu gibi son yıllarda yükselişini sürdürüyor. Sağlık Bakanlığı ve üniversitelerin verileri birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’de her 12 kadından birinin hayatının bir döneminde meme kanseri olduğu ortaya çıkıyor.


• Memede elle hissedilen bir sertlik
veya kitle,
• İki meme arasında son dönemde ortaya
çıkan asimetri,
• Meme başında veya meme cildinde içe
doğru çekinti,
• Memede kızarıklık, yara, egzama,
kabuklanma, çatlama,
• Meme cildinde portakal kabuğuna benzer
görünüm,
• Meme başında şekil veya yön değişikliği,
• Memede olağan dışı şişlik veya boyut artışı,
• Adet dönemlerinde memede
rastlanabilenden farklı karakterde ağrı,
• Meme başından akıntı; özellikle pembe,
kırmızı renkte,
• Koltuk altında sertlik, şişlik veya kitle.

• Kadın olmak,
• 50-70 yaş arasında ve menopoz sonrası dönemde olmak,
• Ailesinde (anne veya baba tarafında) meme kanserine yakalanmış akrabaları olmak, (Akrabalık derecesi ne kadar yakın ve meme kanserli akraba sayısı ne kadar fazlaysa risk o kadar yükselir).
• Daha önce meme kanserine yakalanmış olmak,
• Adet başlama yaşının erken, menopoz yaşının geç olması,
• Hiç doğum yapmamış olmak,
• İlk doğumunu 30 yaşından sonra yapmak,
• Doğum yapmış fakat bebeğini emzirmemiş olmak,
• Uzun süreli hormon tedavisi almak,
• Yüksek sosyo-ekonomik düzeyde yaşam sürdürmek,
• Modern şehir yaşamı ortamında yaşamak,
• Şişmanlık; özellikle menopoz sonrası fazla kilo almak ve doymuş yağlardan zengin gıdaları fazla miktarda tüketmek,
• Fiziksel aktivite azlığı.

Bu etkenler meme kanseri gelişmesi ihtimalini artırmakla birlikte, meme kanserine yakalanan kadınların yarısından çoğu bilinen risk faktörleri taşımayan kadınlar.


Kendi kendini muayene etme: Meme kanserlerinin yüzde 70’ini hastalar kendi memelerini incelerken veya muayene ederken buluyorlar. Bu yüzden 20 yaşından sonra kadınlar; ayda bir kez, adet bitimi sonrası dönemde tercihen ayna karşısında kendi memelerini gözlemlemeli ve elleriyle memelerini ve koltuk altlarını yoklamalılar. Herhangi bir değişiklik fark ettiklerinde ise, en kısa sürede doktora başvurmalılar.

Doktor muayenesi: Memeleriyle ilgili hiçbir şikayeti olmasa da her kadının 20-40 yaş arası 3 yılda bir, 40 yaşından sonra ise yılda bir kez klinik meme muayenesi için meme konusunda deneyimli bir genel cerraha muayene olması gerekiyor.

Görüntüleme yöntemleri: Meme görüntülemesi, meme kanserini mümkün olan en erken evrede saptamayı amaçlıyor. Teknolojik gelişmelere ve özellikle tarama mamografisinin yaygın olarak kullanımına paralel olarak, elle hissedilmediği halde görüntüleme yöntemleri ile saptanabilen meme kanseri olgularında belirgin artış görülüyor.

Mamografi: Mamografi meme hastalıklarının değerlendirilmesinde X ışınları kullanılarak gerçekleştirilen bir görüntüleme yöntemi. Klinik muayene ile tespit edilemeyen meme içindeki küçük kitleler ve değişiklikler mamografi ile ortaya çıkabiliyor. Mamografi meme kanseri tanısında, temel tanı yöntemi. Bu yüzden ‘altın standart’ olarak kabul ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 40 yaşından itibaren her kadının yılda bir kez tarama mamografisi çektirmesinin gerekli olduğunu görüşünde.
Mamografide kullanılan radyasyon dozu çok düşük ve zararlı değil. Şikayeti olmayan kadınlarda tarama amaçlı, şikayeti olanlarda ise tanı amaçlı kullanılıyor. Son yıllarda kullanıma giren dijital mamografi cihazları ile öncekilere göre çok daha kaliteli görüntülerle daha yüksek oranda tanı koyabilme imkanı elde ediliyor.

Mamografinin önerilmediği grup; 35 yaş altı kadınlar. Nedeni; bu yaşlarda meme dokusunun yoğun olması, mamografinin duyarlılığının azalması ve bu dönemde meme dokusunun radyasyona duyarlılığının fazla olması olarak sıralanıyor.

Ultrasonografi: Ultrasonografi mamografiye yardımcı bir tetkik. Ultrasonik ses dalgaları kullanılarak görüntüleme sağlanıyor. En önemli kullanım alanı; klinik muayenede veya mamografide saptanan kitlelerin içyapıları hakkında bilgi vermesi. Genç hastalarda ultrasonografi, mamografiye göre daha çok bilgi veriyor.
Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI): Yapısal bulgularla işlevsel bulguları birleştirme özelliği nedeniyle meme kanseri için en duyarlı görüntüleme yöntemlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Yerinde ve doğru zamanda kullanıldığında çok değerli bilgiler elde ediliyor. Günümüzde giderek daha yaygın kullanılıyor.

Biyopsi: Meme kanseri şüphesi taşıyan kitle yeya lezyonlardan patolojik inceleme için örnek alma yöntemi. İnce iğne, tru-cut (otomatik kalın iğne) ile veya cerrahi teknikle şüpheli kitleden doku örneği alınıyor. Cerrahi biyopside genellikle kitlenin tamamı çıkarılarak patolojik incelemeye gönderiliyor.


Elle hissedilemeyen, meme dokusunun derin bölümlerindeki şüpheli lezyonların biyopsisi; mamografi, ultrason veya MRI kılavuzluğunda radyolog tarafından gerçekleştiriliyor. Elle hissedilemeyen şüpheli lezyonların cerrahi olarak çıkarılmaları için ameliyattan önce radyolog tarafından tel ile işaretlenmeleri gerekiyor. Cerrah bu teli takip ederek ameliyatı memeye gereksiz yere hasar vermeden gerçekleştiriyor. İşaretlenmesindeki amaç, minimal doku volümüyle lezyonun tamamının çıkarılmasını sağlarken en iyi kozmetik sonucu elde etmek.

Son yıllarda tel ile işaretlemeye alternatif olarak radyoizotop ile işaretleme yöntemi geliştirildi ve gelişmiş tıp merkezlerinde kullanılmaya başlandı. Radyoizotop ile işaretleme tele göre daha hassas ve daha başarılı bir yöntem. Bu yöntem ROLL (radionuclide occult lesion localization) tekniği olarak biliniyor.

Meme kanserinin tedavisindeki başarı şansı kanserin ne kadar erken evrede yakalandığı ile doğrudan ilişkili. Erken evrede saptanıldığında 5 yıllık sağ kalım oranı yüzde 96 seviyelerine çıkabiliyor.

Meme kanseri tedavisinin en önemli bölümünü cerrahi tedavi oluşturuyor. Ameliyatın amacı, tümörün tamamının vücuttan uzaklaştırılması. Cerrahi dışındaki tedavi yöntemleri tümörün tekrarlamasını (nüks) veya başka organlara yayılmasını önlemeye yönelik. Temel olarak 3 ameliyat şekli bulunuyor:
Mastektomi: Tümörle birlikte memenin tamamının alınmasına deniyor. Aynı seansta veya geç dönemde (1-2 yıl sonra) hastaya; silikon protez veya kendi dokularıyla yeni meme yapılabiliyor.

Cilt Koruyucu Mastektomi: Meme dokusunun tamamının çıkarılmasının gerektiği ancak meme derisinin korunabileceği durumlarda tercih edilen bir yöntem. Çıkarılan dokunun yerine, derinin içine silikon protez yerleştirilerek kozmetik görünüm sağlanıyor. Özellikle risk azaltıcı meme ameliyatları (profilaktik mastektomi) için tercih ediliyor.

Meme Koruyucu Ameliyat: Sadece tümörün, etrafındaki bir miktar normal meme dokusu ile birlikte çıkarıldığı ameliyat yöntemi. Bu ameliyatın amacı var: Birincisi, memenin yerinde bırakılarak kozmetik görünümün
bozulmaması; ikincisi, hastanın bedensel ve ruhsal açıdan psikolojik olarak en az seviyede etkilenmesini sağlamak. Ameliyat sonrasında 5-7 hafta süren radyoterapi uygulanıyor.

Kesinlikle uygun olmayan hastalar:
• Meme ve göğüs duvarına daha önce radyoterapi almış olanlar,
• Gebeler,
• Bir meme içinde çok odaklı tümör,
• Yaygın, şüpheli veya habis görünümlü mikrokalsifikasyonların varlığı.

Hastaya göre karar verilebilecek durumlar:
• Kolajen damar hastalıkları olanlar,
• Tümör boyutu büyük hastalar,
• Meme boyutu uygun olmayan hastalar,
• İki kesi gerektiren iki odaklı tümör varlığı.

Meme kanserinin ilk yayıldığı yer, koltukaltı lenf bezleri. Meme kanseri ameliyatlarında, tümör koltuk altı lenf dokusuna yayılmasa da körlemesine alınıyordu. Ancak bu müdahale sonrası kolda şişme, işlevsel ve duygusal bozukluklar gibi yan etkilerin görüldüğü için yeni bir teknik geliştirildi: Sentinel Lenf Nodülü Biyopsisi (SLNB). Bu teknikte; ameliyat sırasında tümörün koltuk altında ulaştığı ilk lenf bezi (sentinel lenf bezi) özel boya ve ilaçlarla belirleniyor, bulunup çıkarılıyor. Ameliyat sırasında yapılan patolojik inceleme (frozen section) ile kanser hücrelerinin bu lenf bezine ulaşıp ulaşmadığı saptanıyor. Tümör, lenf bezine yayılmamışsa diğer lenf bezlerine ek bir işlem yapılmıyor. Bu işlemin amacı hastayı gereksiz bir cerrahi işlemden korumak ve bu nedenle ortaya çıkabilecek kolla ilgili komplikasyonları önlemek.

Sentinel lenf nodülü biyopsisinde uygulanan en yeni teknik, radyoizotopla belirleme tekniği. Boya tekniğine göre radyoizotopla daha başarılı sonuçlar elde ediliyor. Acıbadem Sağlık Grubu hastanelerinde SLNB işlemi her iki teknik bir arada kullanılarak gerçekleştiriyor.

Son 20 yılda erken evre meme kanserinin cerrahi tedavisinde oldukça büyük değişiklikler oldu. Binlerce hastayı içine alan ve yirmi yılı aşkın takip süresi olan araştırmalar sonucunda meme koruyucu cerrahi yöntemi ile elde edilen sağ kalım oranlarının, mastektomiye (memenin tamamının alınması) eşdeğer olduğu ortaya çıktı. Günümüzde meme kanseri ameliyatlarında, bazı tıbbi zorunluluk halleri dışında, memenin tamamının alınması gerekmiyor. Meme, kadınların cinsel kimliklerinde ve vücut algılamalarında önemli yeri olan bir organ. Parsiyel mastektomi, lampektomi, kadrantektomi şeklinde adlandırılan bu ameliyat yöntemleri ile kadınlar, gereksiz yere memelerini kaybetmekten kurtuluyorlar. Ancak bazı hastalarda, memenin tamamının alınması gerekebiliyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Erken Tanı Kansere Yaklaşım Tedavi Yöntemleri İleri Teknoloji Kanser Türleri ve Tedavi Yöntemleri Genel Bilgiler